Yöre Ağzı
Yöre Sözlüğü
Olukbaşı köyünde konuşulan, giderek unutulan kelimeler ve anlamları.
A
- Ağlenmek — durmak ya da eğlenmek
- Ağlenmek — dDurmak ya da eğlenmek
- Ağleşmek — Bir yerde oturup yerleşmek, durmak
- Ağleşmek — Bir yerde oturup yerleşmek, durmak
- Ahraz — Konuşamayan
- Ahraz — Konuşamayan
- Aktarmak — Sac üzerinde yufkayı çevirip pişirmek
- Aktarmak — Sac üzerinde yufkayı çevirip pişirmek
- Al karısı — Lohusaların yanına geldiğine inanılan efsanevi varlık
- Al karısı — Lohusaların yanına geldiğine inanılan efsanevi varlık
- Anışdırmak — Hatırlatarak dolaylı biçimde anlatmak
- Anışdırmak — Hatırlatarak dolaylı biçimde anlatmak
- Arlanmak — Utanmak
- Arlanmak — Utanmak
- Avuz — Doğumdan sonra hayvanın ilk sütü
- Avuz — Doğumdan sonra hayvanın ilk sütü
- Ayıtlamak — Ayıklamak
- Ayıtlamak — Ayıklamak
B
- Bacılık — Ahret kardeşliği
- Bacılık — Ahret kardeşliği
- Bayah, bayahtan — Az önce, demin
- Bayah, bayahtan — Az önce, demin
- Bekitmek — Sağlamlaştırmak, sabitlemek
- Bekitmek — Sağlamlaştırmak, sabitlemek
- Belemek — Bebeği kundaklamak
- Belemek — Bebeği kundaklamak
- Bezmek — Usanmak
- Bezmek — Usanmak
- Bıldır — Geçen yıl
- Bıldır — Geçen yıl
- Bir goşam — İki avuç dolusu
- Bir goşam — İki avuç dolusu
- Bişirim — Bir pişirimlik miktar
- Bişirim — Bir pişirimlik miktar
- Büngüldemek — Kaynamak
- Büngüldemek — Kaynamak
C
- Camuş — Manda
- Camuş — Manda
- Cıbır — Çıplak, yoksul, parasız
- Cıbır — Çıplak, yoksul, parasız
- Cingan — Çingene
- Cingan — Çingene
- Cücük — Civciv
- Cücük — Civciv
Ç
- Çalınmak — Bir şeyi telaşla etrafta aramak
- Çalınmak — Bir şeyi telaşla etrafta aramak
- Çeç — Savrulan samandan ayrılmış buğday yığını
- Çeç — Savrulan samandan ayrılmış buğday yığını
- Çemkürmek — Azarlamak, saygısız konuşmak; küçük köpeğin havlaması
- Çemkürmek — Azarlamak, saygısız konuşmak; küçük köpeğin havlaması
- Çığırmak — Çağırmak, türkü söylemek
- Çığırmak — Çağırmak, türkü söylemek
- Çığrık — Eskiden yün eğirmekte kullanılan çıkrık
- Çığrık — Eskiden yün eğirmekte kullanılan çıkrık
- Çıtlatmak — Bir şeyi dolaylı biçimde anlatmaya çalışmak
- Çıtlatmak — Bir şeyi dolaylı biçimde anlatmaya çalışmak
- Çimmek — Yıkanmak
- Çimmek — Yıkanmak
- Çöçelenmek — Konuşamamak, bir işi beceremez hale gelmek
- Çöçelenmek — Konuşamamak, bir işi beceremez hale gelmek
- Çördük — Küçük yabani armut
- Çördük — Küçük yabani armut
- Çulsuz — Fakir, dilenci
- Çulsuz — Fakir, dilenci
D
- Dayak — Destek
- Dayak — Destek
- Dekmük — Tekme
- Dekmük — Tekme
- Dene — Buğday tanesi
- Dene — Buğday tanesi
- Devrisi gün — Ertesi gün
- Devrisi gün — Ertesi gün
- Dındıklamak — Aşırı incelemek
- Dındıklamak — Aşırı incelemek
- Dızıkmak — Sıkışıp çaresiz kalmak
- Dızıkmak — Sıkışıp çaresiz kalmak
- Dilmek — İnce doğramak
- Dilmek — İnce doğramak
- Dinelmek — Ayakta durmak
- Dinelmek — Ayakta durmak
- Dingildemek — Oynamak
- Dingildemek — Oynamak
- Dirliksiz — Geçimsiz
- Dirliksiz — Geçimsiz
- Düğülcek — Bulgurun en ince kısmı; çorbası yapılır
- Düğülcek — Bulgurun en ince kısmı; çorbası yapılır
- Dürmeç — Ekmek arasına çökelik vb. konularak hazırlanan dürüm
- Dürmeç — Ekmek arasına çökelik vb. konularak hazırlanan dürüm
- Düve — Bir yaşındaki inek
- Düve — Bir yaşındaki inek
- Düven — Biçilmiş ekinleri sürmek için altına taş konulan, öküzlerce çekilen tahta
- Düven — Biçilmiş ekinleri sürmek için altına taş konulan, öküzlerce çekilen tahta
E
- Eccük — Azıcık
- Eccük — Azıcık
- Ekis ekmek — Alaycı ve incitici konuşmak
- Ekis ekmek — Alaycı ve incitici konuşmak
- Elleşmek — İlişmek, dokunmak
- Elleşmek — İlişmek, dokunmak
- Eme — Babanın kız kardeşi
- Eme — Babanın kız kardeşi
- Erinmek — Üşenmek
- Erinmek — Üşenmek
- Evme — Acele etmek
- Evme — Acele etmek
F
- Fetil — Taze yemek için yapılan kalın yufka ekmek
- Fetil — Taze yemek için yapılan kalın yufka ekmek
- Fing atmak — Durmadan bir yerden bir yere gitmek
- Fing atmak — Durmadan bir yerden bir yere gitmek
G
- Geçmiş — İhtiyarlamış, kocamış; helva için fazla kavrulmuş
- Gevşemek — Geviş getirmek
- Gıdık — Küçük sepet, sele
- Gidişmek — Kaşınmak
- Gilik — Küçük köy ekmeği
- Gömbe — Külde veya sobada pişirilen yağlı kalın çörek
- Gövermek — Otlar için yeşermek; bir yere çarpınca vücudun morarması
- Gübür — Çöp, pislik
H
- Havflenmek — Korkmak
- Hedik — Haşlanmış buğday; "diş hediği" diş buğdayı anlamına gelir
- Helki — Su kovası
- Helle — Sıcak Çorba
- Herslenmek — Kızmak
- Hızan — Aç gözlü
İ
- İleğen — Leğen
- İndiriş etmemek — Tenezzül etmemek
- İskemle — Sandalye
- İşkillenmek — Şüphelenmek
K
- Karış — Beddua
- Karmaç — Ekmeğin parçalanmasıyla yapılan yağlı yemek
- Katık — Ayran
- Kemçük — Dişsiz, çenesi önde
- Kesmük — Buğdayla karışan saman
- Keşik — Sıra
- Kivra — Kirve, sünnet babası
- Köp — Kağnının öküzlerin kuyruklarının altına gelen kısmı
- Kötülemek — Sağlığı bozulmak, hastalanmak
- Közlemek — Ateşte kızartmak
- Kurcalamak — Karıştırmak
L
- Loğ taşı — Harmanlarda kullanılan bir sopaya bağlı yuvarlak taş
M
- Mahana — Bahane
- Malamat — Rezil
- Mısmıl — İyi, temiz
- Mundar — Pis, temiz olmayan
- Mundar etmek — Bir şeyi israf etmek, bozmak
N
O
- Oynaş — Dost
Ö
- Öndüç — Ödünç
P
- Partalcı — Palavracı
- Pehli — Palavra atan kişi
- Pıhmak — Korkup bir köşeye sinmek
- Pıskırık — Aksırık
- Pinnik — Kümes
S
- Seğirtmek — Koşmak
- Sekmeç — Küçük ahşap tabure
- Sınamak — Denemek
- Sınıkçı — Kırık ve çıkık tedavi eden kişi
- Sille — Tokat
- Sohum — Lokma; ağza konulan ekmek parçası
- Sorutmak — Ayakta durmak
- Sünmek — Uzamak(yiyecekler için), Kaymak (bir yerden)
Ş
- Şibermek — Şımarmak
- Şire olmak — Yapış yapış olmak
- Şişek — Yaşına gelmiş dişi koyun
T
- Tirit — Et/tavuk yemeğinin suyu
- Tokaç — Yün, halı ve kilim yıkamakta kullanılan, bir ucu yassı tahta
- Toklu — Yaşına gelmiş erkek koyun
- Tutam — Bir elle tutulabilecek miktar
U
- Uruplağ — Tahıl ölçü birimi
Ü
Y
- Yağarnı — Sırt
- Yal — Köpek yemeği
- Yarımağaz — İsteksiz
- Yavan — Susuz, tatsız, tuzsuz
- Yeğni — Hafif
- Yekinmek — Kalkmak, ileri doğru hareketlenmek
- Yoğşumak — Hamurun açılacak kıvama gelmesi
- Yumak — Yıkamak
- Yumuş — Emir
Z
- Zelve — Öküzün boyunduruktan çıkmaması için takılan eğri değnek