OLUKBAŞI KÖYÜ

Bir Avuç Buğdayın Serüveni: Tarladan Değirmene

Bir Avuç Buğdayın Serüveni: Tarladan Değirmene

Doksanlı yıllarda Anadolu köylerinde bir buğday tanesinin sofraya ulaşması aylar sürerdi. Bu yolculukta toprağın, hayvanın ve insanın emeği iç içe geçerdi. Tarlaya atılan tohumdan değirmende öğütülen una kadar her aşama, köyün bütün hayatını belirlerdi.


Çit sürmek ve ekim

Serüven tarlada başlardı. Toprak tavına gelince çiftçi öküzlerini koşar, sabanla ya da pullukla tarlayı sürerdi. Bu işe köyde çit sürmek denirdi. Sürülen toprağa tohum avuç avuç serpilir, ardından toprak tekrar karıştırılarak tohum örtülürdü. Sonrası sabır işiydi. Kar, yağmur ve güneş, ekinin kaderini belirlerdi.

Biçim zamanı

Yaz geldiğinde tarlalar sararır, başaklar ağırlaşırdı. Biçim zamanı gelince aileler sabahın erken saatlerinde tarlaya çıkardı. Küçük tarlaları aile kendi biçer, büyük tarlalar için komşular imece usulüyle bir araya gelirdi. Elde orak, omuzda tırpan, sıcağın altında saatlerce çalışılırdı.

Biçilen ekinler kucak kucak toplanıp desteler halinde bağlanırdı. Desteler tarlanın bir köşesinde üst üste konarak büyük yığınlar oluşturulurdu. Bu yığınlar patoz zamanını beklerdi.

Harmana taşıma

Patoz zamanı gelince öküz arabaları koşulurdu.

Tarladaki yığınlar arabalara yüklenir, gıcırdayan tekerlekler eşliğinde köyün harman yerine taşınırdı.

Arabanın üzerine yığılan desteler öyle yüksek olurdu ki, uzaktan bakan yalnızca hareket eden bir ekin tepesi görürdü. Bu taşıma günlerce sürer, harman yerleri ekin yığınlarıyla dolardı.

Düvenle harman

Bazı aileler ekini düvenle döverdi. Uzun saplar harman yerine serilir, öküzlerin çektiği düven bu sapların üzerinden tekrar tekrar geçerdi. Düvenin altındaki keskin taşlar sapı ezer, kırar ve hayvanların yiyebileceği samana dönüştürürdü.

Düvenin üzerine çoğu zaman çocuklar binerdi; onlar için bu iş bir oyun gibiydi. Saatlerce dönen öküzler, harman yerinde bir yaz şarkısının ritmini tutardı.

Ezilen ekin, eski bir alet olan dene makinesiyle ayrıştırılırdı. Böylece buğday tanesi, saman ve kırıntılardan ayrılırdı.

Patoz makinesi

Doksanlı yıllarda harmanın yıldızı patozdu. Traktöre uzun bir kayışla bağlanan patoz makinesi çalışmaya başladığında bütün harman yeri onun gürültüsüyle dolardı.

Köyün eli iş tutanları ve gençleri yığınların başına geçer, dirgen, anadut ve yaba ile desteleri patozun ağzına atardı.

Makinenin içinde hızla dönen tambur ekini döver, başaktaki taneleri saptan ayırırdı. Elekler ve pervane rüzgârı sayesinde buğday bir yandan akar, saman diğer yandan savrulurdu. Patozun başında çalışanlar tozdan, samandan tanınmaz hale gelir, ama muhabbet ve kahkaha hiç eksik olmazdı.

Buğdayın çuvallara, samanın samanlığa yolculuğu

Patozun ağzından akan buğday çuvallara doldurulurdu. Çuvalların ağzı sıkıca bağlanır, ambarlara taşınırdı. Bir yılın emeği artık bu çuvallardaydı.

Ayrıştırılan saman ise harmanın bir köşesindeki delikten alt kattaki samanlığa atılırdı. Bunun için sürgü denen tahta bir alet kullanılırdı. Saman sürgüyle itilerek delikten aşağı dökülür, kış boyunca hayvanların yiyeceği olarak saklanırdı.

Değirmen yolu

Harmanın ardından sıra una gelirdi. Ertesi günlerde buğday çuvalları eşeklere yüklenir, köyün yakınındaki su değirmenine götürülürdü. Değirmen yolu uzun olurdu; bazen sıra beklemek için orada gece geçirilirdi.

Su değirmeninde oluktan gelen su büyük bir çarkı döndürür, çark da üstteki taşı çevirirdi. Buğday iki taşın arasında yavaş yavaş öğütülür, una dönüşürdü. Değirmenci emeğinin karşılığını genellikle undan bir pay alarak alırdı. Un çuvalları yeniden eşeklere yüklenir, köye dönülürdü.

Sofraya ulaşan emek

O undan yufka açılır, ekmek pişer, bütün kış boyunca sofralar dolardı. Bir buğday tanesi tarladan sofraya gelene kadar bütün bir köyün elinden geçmiş olurdu.

Bugün biçerdöverler bu işin büyük kısmını birkaç saatte bitiriyor. Ama o yaz günlerini yaşayanlar için harman, yalnızca bir iş değil, bir arada olmanın en güzel hatırasıydı.

Bu yazıda düzenleme ya da ekleme önerin varsa bize iletebilirsin.

Biçim zamanı hakkında bilgi verir misiniz?

Yaz geldiğinde tarlalar sararır, başaklar ağırlaşırdı. Biçim zamanı gelince aileler sabahın erken saatlerinde tarlaya çıkardı.

Harmana taşıma hakkında bilgi verir misiniz?

Patoz zamanı gelince öküz arabaları koşulurdu.

Düvenle harman hakkında bilgi verir misiniz?

Bazı aileler ekini düvenle döverdi. Uzun saplar harman yerine serilir, öküzlerin çektiği düven bu sapların üzerinden tekrar tekrar geçerdi.

Patoz makinesi hakkında bilgi verir misiniz?

Doksanlı yıllarda harmanın yıldızı patozdu. Traktöre uzun bir kayışla bağlanan patoz makinesi çalışmaya başladığında bütün harman yeri onun gürültüsüyle dolardı.

← Tüm yazılar