Alevilik, Anadolu’da yüzyıllar içinde şekillenmiş bir inanç ve yaşam yoludur. Adını Hz. Ali’ye duyulan sevgi ve bağlılıktan alır. “Alevi” kelimesi “Ali’ye ait, Ali’yi seven” anlamına gelir. Bu bağlılık Ehl-i Beyt’i, yani Hz. Muhammed’in ailesini ve On İki İmam’ı da kapsar.
Kökleri birden fazla kaynaktan beslenir:
- Ehl-i Beyt sevgisi: 7. yüzyılda Hz. Ali’nin halifelik meselesi ve 680'deki Kerbela olayı, Hz. Hüseyin’in şehit edilmesi, inancın duygusal merkezini oluşturur. Muharrem orucu ve matemi bu acıyı anar.
- Türkmen ve Horasan geleneği: 13. yüzyılda Orta Asya’dan Anadolu’ya gelen Türkmen boyları, eski inançlarından gelen doğa sevgisini, kadın-erkek birlikteliğini ve ozanlık kültürünü getirdi. Ahmet Yesevi’nin tasavvuf anlayışı da bu yolun önemli halkasıdır.
- Hacı Bektaş Veli: 13. yüzyılda Anadolu’ya gelen bu Horasan ereni, inancın yol göstericisi kabul edilir. “Eline, beline, diline sahip ol” öğüdü bugün de temel ilkedir.
- Kızılbaşlık dönemi: 15-16. yüzyıllarda Safevi hareketiyle bağ kuran Anadolu Türkmenleri “Kızılbaş” olarak anıldı. Osmanlı ile yaşanan çatışmalar sonrası topluluk köylere, dağ eteklerine çekildi; inanç sözlü gelenekle, kapalı ocak yapısı içinde korundu.
Alevilikte özü dışa değil içe, yani insana bakmak oluşturur.
- İnsan merkezlidir: Tanrı’nın insanda tecelli ettiğine inanılır. “Ne ararsan kendinde ara” anlayışı yaygındır.
- Dört Kapı Kırk Makam: Şeriat, tarikat, marifet ve hakikat basamaklarıyla olgunlaşma yoludur.
- Cem ve semah: İbadet cemevinde, dede önderliğinde yapılır. Kadın ve erkek birlikte katılır, saz ve deyişler eşliğinde semah dönülür.
- Musahiplik ve rızalık: İki aile birbirine kardeş olur; ceme küs ya da kırgın girilmez, önce barışılır.
- Ozan geleneği: Pir Sultan Abdal, Yunus Emre, Kaygusuz Abdal gibi ozanlar inancın öğretisini nefeslerle, deyişlerle kuşaktan kuşağa taşımıştır.
Aleviliğin tanımı için bir kesim onu İslam’ın içinde, Ali merkezli bir yorum olarak görür; bir kesim ise İslam öncesi Anadolu ve Türk inançlarıyla harmanlanmış, kendine özgü bir inanç olarak tanımlar. Bölgeden bölgeye, ocaktan ocağa uygulamalar da farklılık gösterir.